Barnabas İncili
EN
BelgelerTarihi Belgeler

Bölüm 133 —

2 dk okumaİncil metni

İsa Temsilleri Açıklıyor.

Havarileri İsa'nın yanına varıp, ona şöyle sordular: «Ey muallim, halka söylediğin temsillerin anlamını bize anlat.»
İsa karşılık verdi: «Namaz saati yaklaşıyor; bu bakımdan, akşam namazı bitince size temsillerin anlamını söyleyeceğim.»
Namaz bitince havariler İsa'nın yanına vardılar, o da kendilerine dedi: «Yol üstüne, taşlara, dikenlerin üstüne, iyi toprağa tohum eken, çok sayıda insanın üstüne düşen Allah'ın Kelâmı'nı öğreten kişidir.»
«Yola düşer; yani, yaptıkları uzun yolculuklar ve ilişki içinde bulundukları kavimlerin farklılığı nedeniyle, Şeytan'ın hatırlarından Allah'ın Kelâmı'nı çıkardığı denizcilerin ve tüccarların kulağına varır. Taşların üzerine düşer; bu vakit, bir reisin vücuduna karşı göstermek zorunda oldukları büyük dikkat nedeniyle, içlerine Allah'ın Kelâmı'nın işlemediği saray hizmetçilerinin kulağına varır. Şundan ki, hatırlarında bundan az bir şey varsa da, herhangi bir zorlukla karşılaşır karşılaşmaz Allah'ın Kelâmı hatırlarından çıkar gider; çünkü, Allah'a kulluk etmediklerinden, Allah'­tan yardım da umamazlar.
«Dikenlerin arasına düşer, bu kez, kendi hayatlarını sevenlerin kulağına varır. Her ne kadar bunların üzerinde Allah'ın Kelâmı biterse de, bedeni arzular büyüyünce iyi tohum olan Allah'ın Kelâmı'nı boğarlar. Çünkü bedeni arzular (insanlara) Allah'ın Kelâmı'nı bıraktırır. İyi toprağa düşer; bu kez, Allah'ın Kelâmı Allah'tan korkanın kulağına varır, burada sonsuz hayat meyvesi verir. Bakın, size diyorum ki, kişinin Allah'tan korktuğu her durumda, Allah'ın Kelâmı onun içinde meyve verir.»
«Şu aile babasına gelince, size diyorum ki bakın, o her şeyin babası olan Rabbımız Allah'tır, şundan ki, her şeyi O yaratmıştır. Fakat, O, tabiatta görüldüğü biçimde bir baba değildir. Çünkü O hareket etmez, hareket etmeyen üremez, doğmaz, doğurmaz. O halde, Allah'ımız bu dünyanın sahibi olandır; tohum ektiği tarla insan soyudur ve tohum da Allah'ın Kelâmı'-dır. İşte böyle, muallimler dünyanın işlerine dalarak Allah'ın Kelâmı'nı anlatmayı ihmâl ettikleri zaman, Şeytan insanların kalbine dalâlet (sapmalar-sapkınlıklar) eker, bundan da, şerli akidenin sayısız kolları türer.
Kutsal (kul)lar ve peygamberler haykırır: "Ey Rabb, sen o zaman insanlara iyi akîde vermemiş miydin? Neden o halde bu kadar çok dalâlet oluyor?"
Allah cevap verir: "İnsanlara iyi akide verdim, ama insanlar kendilerini boş şeylere kaptırıp giderken, Şeytan, benim kanunumu hiçe indirgemek için dalâletler ekiyordu."
Kutsal (kul)lar der: "Ey Rabb, insanları yokederek bu dalâletleri dağıtacağız."
Allah cevap verir: "Böyle yapmayın, çünkü mü'-minler kâfirlere akrabalıkla öylesine bağlıdırlar ki, kâfirler içinde yok olurlar. Ama, mahkemeye kadar bekleyin, çünkü o zaman kâfirler meleklerim tarafından toplanıp, Şeytan'la birlikte Cehennem'e atılırken, iyi mü'min olanlar benim melekûtuma gelecek." Emin olun ki, pek çok kâfir babanın mü'min oğulları olur, bunların uğruna da Allah dünyanın tevbe etmesini bekler.