Barnabas İnciliTam Metin
    EN

    Barnabas İncili:
    Metin, Tarih ve Kaynaklar

    Erken dönem referanslar, tarihi belgeler ve ilgili sorularla birlikte metni okuyun.

    Sunuş


    Bu site, mevcut İtalyanca elyazmasının birinci yüzyıldaki aslî metinle kesin olarak aynı olduğunu peşinen kabul etmeni istemiyor. Buradaki daha dar iddia başkadır: Barnaba İncili'ni basitçe geç dönem bir uydurma sayan yaygın açıklama, önemli tarihsel soruları cevapsız bırakmaktadır. Bu sorunu incelemek için anasayfa, erken atıfları, kilise yasaklarını, teolojik tartışmaları, başlıca itirazları ve ilgili tarihi belgelere doğrudan bağlantıları bir araya getiriyor.

    Okurun da bütün bölümlerden aynı anda geçmesi gerekmiyor. Bu sayfanın amacı, önce nasıl bir çerçevenin araştırıldığını göstermektir: tek bir elyazması hakkında yalıtılmış bir iddia değil, Barnaba adı, erken dönem tevhid yanlısı akımlar, Pavlusçu Hristiyanlığın yükselişi ve metni uydurma diye dışlamaya çalışan sonraki yaklaşımlar etrafında oluşan daha geniş bir tarihsel ve teolojik örüntü.

    Barnabas aslen Kıbrıslı olup Yahudi asıllıydı. Asıl adı Joseph'ti (Yusuf) (Elçilerin İşleri 4:36). “Barnaba” ise “teselli oğlu” anlamında, kendisine sonradan verilmiş bir lakaptı.[1] Barnabas'ın kaleme aldığı İncil, mesajını yaydığı üç yıllık süre boyunca büyük ölçüde bizzat İsa'nın yanında bulunmuş bir kişiyle ilişkilendirilen, günümüze ulaşmış en dikkat çekici İncil metinlerinden biridir. Kabul edilmiş dört İncil'in yazarlarının aksine, onun İsa ile doğrudan ve sürekli teması vardı. Barnaba İncili ile tevhid inancının (Allah'ın Birliği) MS 325'e kadar İskenderiye kiliselerinde ve Antakya bölgesinde asırlar boyunca etkili olduğu anlaşılmaktadır.[2]

    İraneus (yaklaşık MS 130–200), Valentinyanlara karşı çıkmış ve Tanrı’nın birliğini güçlü biçimde savunmuştur. Sapıklıklara Karşı adlı eserinde (özellikle I. ve III. kitaplar) ilahi güçlerin, aeonların ve aracı varlıkların çoğaltılmasını reddeder; yaratıcı olan Tanrı ile Mesih’in bildirdiği Baba’nın iki ayrı varlık değil, tek ve mutlak Kudret Sahibi Tanrı olduğunu vurgular. Bununla birlikte, onun bazı ifadeleri, Barnaba İncili’nde ve yer yer Matta’da yansıyan tevhid merkezli düşünce çizgisine daha yakın okunabilir. Günümüze ulaşan yazıları aynı zamanda dört kanonik İncil’in otoritesini de savunur.[3]

    Fra Marino önsözündeki anlatıya göre ise Marino, önce İraneus’a ait, Pavlus’u eleştiren ve Barnaba İncili’ne değinen bir yazıyla karşılaşmış, ardından da bu merak onu Barnaba İncili nüshasını aramaya sevk etmiştir. Bugün elimizde bulunan İraneus külliyatı içinde Barnaba İncili’ne açıkça değinen böyle bir eser bilinmiyor. Ancak İraneus’a nispet edilen yazıların yalnızca bir bölümü tam olarak günümüze ulaşmıştır; geri kalan önemli bir kısmın ise zamanla kaybolduğu anlaşılmaktadır. Bu da Fra Marino’nun sözünü ettiği türden bir metnin günümüze ulaşmamış olabileceği ihtimalini açık bırakır.[4]

    Barnaba İncili (Evangelium nomine Barnabae — “Barnaba adıyla anılan İncil”), MS 496 yılında Papa I. Gelasius’a nispet edilen Decretum Gelasianum içinde açıkça apokrif ve aykırı kitaplar arasında sayılmıştır ("Evangelium nomine Barnabae apocryphum").[5] Bu buyrultunun son bölümünde, Barnaba İncili’nin de içinde bulunduğu aykırı kitaplar ve anlatılarla ilgili şu ifadeler yer alır:

    “Bunları, sadece reddetmekle yetinmeyerek, Roma Katolik Kilisesi’nden tamamen ayırıyor ve uzaklaştırıyoruz; öyle ki yazarları ve takipçileri dönüşü olmayan aforoz bağıyla sonsuza dek lanetli olsun.”

    Şiddetli bir tehdit dili taşıyan bu buyrultu, en azından bir şeyi açıkça göstermektedir: Barnaba İncili, boş bir isim değil, resmî kilise kararnamesiyle açıkça tanımlanıp mahkûm edilecek kadar ciddiye alınan bir metindi. Ayrıca Decretum’un apokrifler listesinde yalnızca Barnaba İncili değil, toplam 61 eser adı geçmektedir. Modern değerlendirmelere göre bunların büyük kısmı bugün ya tam metinleriyle, ya parçalarıyla, ya da başka eserlerde korunmuş alıntılarıyla bir şekilde izlenebilmektedir. Buna göre, bütünüyle iz bırakmadan kaybolmuş görünen eserler yaklaşık altıda birlik, yani oldukça dar bir ihtimal kümesini oluşturmaktadır. Bu durumda, Barnaba adına kaydedilmiş bir metnin hiçbir iz bırakmadan tamamen ortadan kalktığını peşinen varsaymak en güçlü açıklama sayılamaz.[6]

    Decretum Gelasianum’un aslının fotoğrafı, Latince metni ve İngilizce tercümesi için ilgili sayfaya bakılabilir.

    İznik konsülü öncesinde de tevhidi savunan Hristiyan din adamlarının önemli tartışmalara yol açtıkları görülür. Bu süreçte afaroz edilen Arius bunların arasında en çok tanınanı olmakla birlikte pek çok tevhid savunucusu bulunduğu biliniyor. İskenderiye'de yaşayan Arius ve çok sayıda din adamı Tevhid yanlısı idi. İnanışlarının (resmen) sorulması üzerine Arius ve bazı Hristiyan din adamlarınca kaleme alınan ve 13 din adamı tarafından imzalanan bir deklarasyonda Hz. İsa'ya ilah denilmesine karşı çıkılmakta.. Hz. İsa'nın yaratılmış olduğu ve bir peygamber olduğu gerçeği ilan edilmektedir. O zamanlara kadar savunulmuş tevhid dışı tüm yaklaşımları teker teker reddeten bu deklerasyonu okumak ve İznik Konsülü'nün hemen öncesinde yaşanan yoğun tartışmalar konusunda fikir edinmek için buraya tıklayınız.[8]

    Arius ve arkadaşlarının deklerasyonu tamamen tevhid inancına bağlılığı gösterir. Deklerasyonun girişinde şöyle denilmektedir.[8]

    "Biz, değiştirilemeyen Tek Doğmamış, Tek Sonsuz, Tek Ebedi, Tek Gerçek, Tek Ölümsüz, Tek Bilge, Tek Makbul, Tek Hakim, Hüküm ve Şefkate Sahip Tek Hakim Olan Tek Bir Tanrı'ya inanırız. Tek doğmuş olanı yaratan, bu Kanunun ve Peygamberlerin ve Yeni Kutsal Kitap'ın Tanrısıdır."

    Teslis İnancı'nı Kabul Etmeyen Hristiyanlar


    Hristiyanlık tarihinde Uniteryenler ile Anti-Triniteryenlere (Allah'ın Birliğine İnanan ve Hz. İsa'yı Eski Ahid'deki Peygamberler gibi bir Peygamber Olarak Kabul Edenler ile Üçleme İnancını Kabul Etmeyenlere) topluluklar, Hristiyan mezhepleri ve önemli kişilikler olarak her zaman rastlanılmıştır. İslam öncesi tevhidi benimseyenlerden bilinen bazıları: İrlanda Eski Kelt Kilisesi (5. yüzyılın başlarından Roma Kilisesi'nin zorla hakimiyet kurduğu 661 Yılına kadar), Antakya merkezli Hristiyan Pavlikan Mezhebi(Antakya Patriği Samosatlı Paul'un 260-272 yılları arasında kurduğu ve İznik Konsülünden sonra da varlığını 11. yüzyıla kadar sürdüren bir mezhep) ve İskenderiye Kilise'sinin önemli unsurları(321 Yılında Arius'un Afaroz edilmesine kadar etkililer).[9]

    "Kimse Meryem'e Tanrı'nın annesi demesin, çünkü Meryem sadece bir insandı."
    İstanbul Piskoposu Nestorius

    Yukarıdaki sözü söyleyen Nestorius ise 431 senesinde afaroz edildi.[10]

    Roma Kilisesi teslisi tüm Hristiyan Topluluklara kabul ettirebilmek için bu unsurlarla yüzyıllarca mücadele etmiş ve bazen afarozlar, büyük kıyımlar ve katliamlar uygulamıştır..[11]

    Zulüm ve sürgün de bu tarihin bir parçasıdır. Sosyanistler, hem Katolikler hem de ana akım Protestan çevreler tarafından sapkın sayıldılar. 17. yüzyılın ortalarında Polonya’dan resmen sürgün edildiler, mülklerine el konuldu ve toplulukları dağıtıldı. Michael Servetus 1553'te yakılarak idam edilmişti; 1612'de ise Bartholomew Legate ile Edward Wightman İngiltere'de aynı akıbete uğradılar. Ve bu baskı bunlarla da sona ermedi.[12]

    Üniteryenler 18. ve 19. yüzyılda özellikle de Anglosakson dünyasında etkili oldular. Önce İngiltere'de sonra da ABD'de Üniteryen Kiliseler kuruldu. Üniteryen ve Üniversalist Kiliseleri 1961 yılında birleşti. The New Catholic Encyclopedia, Üniteryen Kiliselerin ortak inanışlarını şöyle özetlemişti:

    «Hz.İsa Tanrı'nın biricik Oğlu ve Kurtarıcı değil, ama Yahudi peygamberleri gibi bir peygamberdir. Dolayısiyle bugünkü haliyle yani geleneksel Hıristiyanlık "Hz.İsa'nın dini" ile değiştirilmelidir.»

    Pavlusçu teolojiyle şekillenmiş Roma merkezli kilise geleneğinin tehdit, yasaklama ve kıyımlarına geçmişte maruz bırakılan ve tevhidi savunan Barnabas İncili gibi metinler, kişiler, topluluk ve mezhepler Hristiyan Dünyasının, başından bugüne tarih boyunca hep bir gerçeği olmuştur.[14]

    İznik Konsülü ve Sonrasında Barnabas İncili'nin Dışlanma Süreci


    Kanon dışı metinlerin dışlanması yalnızca Decretum Gelasianum ile başlamış değildir; bu süreç tek bir ana indirgenemez. İznik, Pavlusçu ortodoksinin güç kazanmasında ve rakip teolojik çizgilerin kenara itilmesinde önemli bir aşama oluşturdu. Ancak ondan önce ve sonra da, kilise otoritesinin kanon dışı ve tevhid merkezli metinleri dışlamaya yönelik daha geniş bir süreç içinde hareket ettiği görülür.

    Decretum Gelasianum'dan önce de metinlere yönelik kısıtlama veya dışlama girişimleri vardı.Athanasius'un 39. Bayram Mektubu (367), apokrif metinleri heretiklerin uydurması olarak nitelemiş;Laodikeia Sinodu ise kanon dışı kitapların kiliselerde okunmasını yasaklamıştır. İznik sonrasında imparatorluk tedbirleri de belirli teolojik rakipleri hedef almıştır: Konstantin, Arius'un yazılarının yakılmasını emretmiş ve bunları gizleyenler için ölüm cezası öngörmüştür. Bunlar henüz bütün apokrif İncillerin resmî ve eksiksiz bir listesi değildi; fakat daha sonra Batı'da Decretum Gelasianum gibi metinlerle belirginleşecek olan dışlama ve bastırma çizgisinin parçasıydılar.[15]

    Bu yüzden Barnaba İncili'nin tarihi, tek bir günde veya tek bir kararla açıklanabilecek bir süreç değildir. Daha doğru olan, onu, kanonun daraltılması, rakip metinlerin dışlanması ve tevhid ekseninin bastırılmasıyla ilerleyen tarihsel sürecin içinde okumaktır.

    Dördüncü yüzyıl Roma Kilisesi etki alanında da, Barnaba gibi metinlerin toplumdan uzak tutulduğu anlaşılıyor. Bu konuda daha geniş değerlendirme için Tarihsel Bir Hipotez sayfasına bakılabilir.

    Pavlus Kilisesi 1700 Senedir Barnabas İncilini İmha Etmeye Çalışıyor


    Barnaba Incili'yle ilgili daha bazı buyrultular da vardır. 382'de Batı Kiliseleri Buyrultusu'yla ve 465'te papa Innocentın buyrultusuyla yasaklanmıştır... Tüm bu buyrultular Şansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi'ndeki B. de Montfaucan (1655-1741) tarafından hazırlanmış Yunanca elyazmalar katalogunda anılmaktadır...[17]

    Barnabas’ın Mezarında Bulunan İncil


    Alexander Monachus’un altıncı yüzyıla tarihlenen Encomium on Barnabas adlı metni, dikkat çekici bir geleneğin en ayrıntılı versiyonunu korur: Kıbrıs’ta Barnabas’ın mezarı keşfedildiğinde, göğsünün üzerinde bir İncil el yazması bulunur ve bu metin Barnabas’ın kendi eliyle yazdığı Matta İncili olarak tanıtılır. Hikaye mezarda bitmez. Kıbrıs Başpiskoposu Anthemios’un bu el yazmasını Konstantinopolis’e götürüp İmparator Zeno’ya sunduğu, Zeno’nun da metni saygıyla kabul edip sarayına koydurduğu ve her yıl Kutsal Hafta’nın Büyük Perşembe gününde ondan okuma yapılmasını sağladığı aktarılır.[18]

    İlk bakışta “Matta” etiketi meseleyi kapatıyor gibi görünür. Fakat bu etiket, ciddi bir kronoloji problemi doğurur. Barnabas’ın geleneksel ölüm tarihi yaklaşık MS 61 veya 62 kabul edilirken, kanonik Grekçe Matta İncili genellikle MS 70 sonrasına, çoğu zaman da 80’lere veya daha geç bir tarihe yerleştirilir.[45] Mezar metnini bugünkü Matta yapmak için Matta’yı50’lere veya çok erken 60’lara çekmek gerekir; bu da Markos’un önceliği, Pavlus’un mektuplarının kronolojisi ve Resullerin İşleri’nin sessizliği açısından yeni zorluklar doğurur.[46]

    Bir çıkış yolu, mezarda bulunan metnin bitmiş Grekçe Matta değil, daha erken bir Aramice veya İbranice Matta geleneği olduğunu söylemek olabilir. Bu, kronolojik problemlerin çoğunu ortadan kaldırırdı. Fakat metnin daha sonraki izleri başka yöne işaret eder: el yazması Grekçe konuşulan Bizans sarayına girer, sarayda korunur, her yıl Büyük Perşembe günü okunur ve daha sonra Antakyalı Severus’la bağlantılı bir aktarımda Matta metnindeki tartışmalı bir okuma için kontrol edilir. Hiçbir kaynak bu kitabın Aramice veya İbranice olduğunu, tercüme gerektirdiğini ya da özel bir okuyucuya ihtiyaç duyulduğunu söylemez.[47]

    Üstelik Severus aktarımının Süryanice geleneği, saraydaki İncil’in “büyük harflerle yazılmış” olduğunu söyler. Süryanice ve Aramice yazılarda Grekçe ve Latinceyle karşılaştırılabilecek bir büyük/küçük harf sistemi yoktur; buna karşılık geç antik dönemin Grekçe kutsal metin kodeksleri çoğu zaman büyük majüskül veya uncial tarzda yazılırdı.[48]Dil hakkında sessizlik, saraydaki okuma geleneği, metnin karşılaştırma için açılıp kullanılması ve “büyük harfler” tarifi birlikte düşünüldüğünde, metin Aramice bir hatıra gibi değil, Bizans dünyasında kullanılan Grekçe bir Matta kodeksi gibi görünür.

    Bu durumda “Matta” kelimesi problemi çözmez; problemi başlatır. Eğer sarayda kullanılan metin gerçekten mezarda bulunan aynı kitapsa, kronolojik engeller bütün gücüyle geri döner. Eğer aynı kitap değilse, Zeno’ya sunulan metin ile Barnabas’ın mezarında ilk bulunan metin birbirinden farklı olabilir. Tunnunalı Victor’un keşfi MS 488 yılına yerleştirmesi ve Papa Gelasius’un MS 492–496 arasında görev yapması da tabloyu daha dikkat çekici hale getirir:“Barnabas adına İncil” adlı bir metnin Gelasian listede reddedilmesi, mezar geleneğinden yalnızca dört ila sekiz yıl sonra görünür.[5][49]

    Tam inceleme: Matta, Zeno ve Grekçe kodeks problemi

    Ayrı sayfa, mezar anlatısından Zeno’nun sarayına, Büyük Perşembe okuma geleneğinden Severus’un raporuna kadar bütün izi takip eder ve saraydaki metnin gerçekten Barnabas’ın mezarında bulunan metinle aynı kitap olup olamayacağını inceler.

    1. Alexander Monachus’un mezar anlatısı.
    2. Tunnunalı Victor’un 488 tarihli kronik kaydı.
    3. Anthemios’un İncil’i Zeno’ya sunması.
    4. Sarayda korunması ve Büyük Perşembe günü okunması.
    5. Severus’un Matta okuması için saray nüshasını kontrol ettirmesi.
    6. “Büyük harflerle yazılmış” ifadesi ve Grekçe majüskül/uncial yazı.
    7. İbranice veya Aramice Matta ihtimalinin neden çalışmadığı.
    8. “Matta” etiketinin meseleyi neden kapatmadığı.
    Tam incelemeye git →

    Pavlus Öğretilerine Uyan Hristiyanların Barnaba İncilini İnkar Çabaları ve Tarihi Gerçekler


    Hristiyan literatüründe Barnaba İncili'nin adı nerede geçmişse, oraya bir muhalefet şerhi konmuş, bu İncil'in, sahte ve uydurma olduğu, dolayısıyla reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Hattâ bu İncil'in, bir müslümanın hayal gücünün bir eseri olduğu iddia edilmiştir. Bu, iddia tarihi hiç bir dayanağı olmadan inkar amaçlı olarak ortaya atılmıştır; çünkü böyle bir kitap müslümanlar tarafından bilinmiyordu. Eğer bilinseydi pek çok eserde ondan söz edilirdi. Taberî, Mes'ûdî, Ya'kûbî, Bîrûnî, İbn Hazm, İbn Teymiyye gibi hristiyan kaynaklarına vâkıf olan yazarlar, Hristiyanlık ve onun kutsal kitaplarından bahsederken, Barnabas İncili'ne en ufak bir işarette bile bulunmamışlardır.

    1734'ten önce, çok az istisna dışında, Müslümanların Barnabas İncili'nden haberi yoktu. Hatta 20. yüzyılın başlarına kadar metnin kendisi Müslüman çevrelerin eline geçmiş görünmüyor. İbnü'n-Nedîm tarafından 995 yılında ve Hacı Halife tarafından 1657'de hazırlanan, geniş birer bibliyografya eseri olan el-Fihrist (995) ve Keşfü'z-Zünûn (1657) adlı kitaplarda da bu İncil'in adı geçmemektedir.[21]

    Barnabas İncili'ne yöneltilen Morisko, Dante, İncil Uyumu ve benzeri başlıca itirazların ayrıntılı incelemesi için Eğer Uydurmaysa; metnin Avrupa'da neden güçlü bir ilgi uyandırdığı ve neden belirgin bir Engizisyon davası bırakmadığı sorularını birlikte ele alan daha geniş çerçeve için ise Tarihsel Bir Hipotez sayfasına bakılabilir.

    Hz. Muhammed'in (a.s.) Doğumundan 75 Sene Önce...


    Barnabas İncili'nin müslümanlar tarafından yazılmadığının bir delili de şudur: Hz. Peygamber'in dünyaya gelişinden 75 yıl önce (MS 496), Papa I. Gelasius döneminde 'yanlış ve dînî düşüncelere aykırı kitaplar' adı altında hazırlanan listede Barnabas İncili'nin adı geçtiğine ilişkin belge ve görsele yukarıda doğrudan link verilmişti. Buna ek olarak 7'inci yüzyıldan gelen ayrı bir belge de daha Barnabas İncili (The Gospel according to Barnabas) Aykırı Kitaplar arasında tanımlanmıştır. The List Of Sixty Books ya da The Sixty Canonical Books ismi verilen liste de bugüne ulaşan belgeler arasındadır. Barnabas adına anılan bir metnin erken dönemde bilindiğini ve belli ölçüde dolaşımda olduğunu teyit etmektedir. Listeyi görmek için buraya tıklayınız.[16]

    Bu belgeler Barnabas İncili'nin bugüne ulaştığını kesinlik içinde ispatlamaz; ancak en azından Barnabas adına anılan bir İncil geleneğinin Hz. Muhammed'in (a.s.) doğumundan çok önce Hristiyan dünyasında bilindiğini gösterir.

    Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun kontrolünden geçerek basımına izin verilen eski ve yeni Ahid çevirilerinin sunuş bölümü bu metinlerin orjinal hallerinden farklılaştığını şöyle kabul eder:

    «Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid (-Tevrat-)'in 39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.»

    Hakkari'de 1983 Yılında Bulunan Barnabas Nüshası


    1983′te Hakkari civarında bir mağarada, İsa Peygamberin konuşma dili olan Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazılmış ceylan derisinden bir elyazmasının Barnabas İncili olduğu yönünde iddialar gündeme gelmiştir; yurt dışına kaçırılmak istenirken kaçakçıların yakalandığı ve kitabın bir yerde muhafaza edildiği ifade edilmektedir. Kitabı bulanların, kitabın içeriğini anlamak amacıyla, Aramice Uzmanı Filolog Hamza Hocagil'e kitabın ilk sayfasını getirdikleri, Hocagil'in tercüme ettiği ilk sayfaya ilişkin yorumların da bu iddiaların yayılmasında etkili olduğu ve aşağıda bulunan incil metninin girişine benzer ifadelerin bu sayfada yer aldığı detayları verilmektedir. (bk. İlim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayı: 6, s. 91-94).

    Pavlus Öğretileri ve Resmî Roma Hristiyanlığı


    Paulus=Pavlus=Pavlos=Bolis, Tarsus'lu Saul MS 10-67 yılları arasında yaşadı. Pavlus Roma Yurttaşlığı'nı kazanmış yahudi bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adı Saul'u hem de Romalı Adı Pavlus'u kullanıyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel dönemi'nde Kudüs'de hahamlık öğrenimi gördü.

    İlk dönemlerinde bağnaz bir Ferisi (-yahudi din adamı-) olarak Hristiyanlığı Yahudilik karşısında büyük bir tehdit saydığı için Kilise Üyeleri'ne yönelik kıyımlarda, yüzlerce inananın öldürülmesinde etkin roller oynadı.

    Daha sonraları, «inananların peşine düşerek Şam'a giderken yolda İsa'nın görüntüsüyle karşılaştığını, böylece tevbe ettiğini» iddia etti. Bu çağrı anlatısı Resullerin İşleri 9, 22 ve 26; 1. Korintliler 15:8 ile temellendirilir. İddiasını doğru kabul eden hristiyanların arasında yaşadı. Kısa bir süreç ardından ise bir topluluğun lideri haline gelerek inananlar arasında önemli ayrışmalara neden oldu.[37]

    Pavlus, hareketi asli Yahudi çerçevesinden çıkarıp Roma ve diğer milletler dünyasına yönlendiren başlıca figürlerden biri oldu. Kendi mektuplarında mesajın “önce Yahudi'ye” geldiğini söylese de (Romalılar 1:16; Galatyalılar 2:7–9), onun teolojisi sünnetin belirleyiciliğini gevşetmiş, yiyecek hükümlerini ikincilleştirmiş ve İsrail'i diğer toplumlardan ayıran geleneksel sınırların merkezi konumunu zayıflatmıştır (Galatyalılar 5:2–6; Romalılar 14:14). Üstelik mesele yalnız hukuki değildi. Yahudi inancı, “Rab birdir” çizgisinde ifade edilen tavizsiz tevhid şuuru etrafında şekillenmişti (Tesniye 6:4; Markos 12:29; 1. Korintliler 8:4–6). Kronoloji burada özellikle dikkat çekicidir: Pavlus'un mektupları, bugüne ulaşan en eski Hristiyan metinleridir; bugün kanonik kabul edilen dört İncil ise Pavlus'un metinlerinden ancak onlarca yıl sonra kaleme alınmıştır. Yeni Ahid'in yirmi yedi kitabından on üçünü Pavlus mektupları oluşturur. Resullerin İşleri'nin geniş bir bölümü de Pavlus'un faaliyetlerine ayrılmıştır.[22][38][39]

    Pavlus'un Şam'a inananların peşine düşerek giderken İsa'nın görüntüsüyle karşılaşması ilgili anlattıkları ve getirdiği farklı yaklaşımlara karşı Havarilerden Petrus'un şunu dediğini görüyoruz:

    "Mesele hayalle olacaktı da, Üstad(Hz. İsa) bizimle senelerce neden dolaştı? O'nun sana göründüğüne nasıl inanalım? Hem sen O'nun düşmanıydın, O'nun aksine düşündüğün halde, O sana nasıl görünür? Peki sen O'nun bir saatlik görünüşüyle her şeyi öğrendiğini, havari olduğunu söylüyorsun, o zaman onun konuşmalarını söyle, Üstad'la beraber bulunmuş havarilerle tartışma, onları sev! Eğer sen hakikate yönelmek istiyorsan, önce bizden İsa'yı öğren ve bizim yardımcımız ol!"
    (Peder Xavier Jacop, İncil Nedir? Tarihi Gerçekler, Ankara, 1985, s. 10)

    Bu tartışmalardan daha ilk zamanlar Pavlus'la havariler arasında görüş ayrılıkları olduğunu anlıyoruz.[24]

    Ancak, Pavlus'un çevresindekileri yönlendirmesiyle Romalılar arasında Hristiyanlığın yayılmaya başlaması ve bunun üzerine idam edilmesi ise ortaya attığı yaklaşımlara topluluklar gözünde güç kazandırmıştır.

    Adım adım üç asır içinde Roma'nın resmî dini haline gelen Hristiyanlık, büyük ölçüde Pavlusçu çizginin damgasını taşıdı. Roma kilisesi, Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesini benimseyerek teslisi kabul etmeyen ve tevhid çizgisine yakın duran diğer Hristiyan topluluklarla sert mücadelelere girişti; aforoz, sürgün ve kimi dönemlerde ölüm cezaları bu baskının araçları oldu.[11]

    Musevilikten Kopuş: Pavlus'un İlk Günah-Keffaret Anlayışı


    «İlk Günah Kavramı - her doğanın günahkar doğduğu iddiası -»'nı ileri süren Pavlus,(Romalılar 5:12–21; Galatyalılar 3:10–14) mektup ve etkinlikleriyle, Tevrat'ta yer alan Allah'ın emirlerinin dikkate alınmayarak uygulanmamaları sonucunu verecek biçimde keffaret inancını kurmuştur.[37][38] (-Keffaret; İsa Peygamberin(A.S) çarmıha çekilerek kendini, insanların günahtan kurtulmaları için feda ettiği, böylece sadece Hz. İsa(A.S)'ya inanmanın sonsuz kurtuluş için yeterli olacağı inanışı. -Barnabas İnciline ve İslam kaynaklarına göre ise çarmıha gerilen kişi, Hz. İsa(A.S)'ya ihanet eden ve bunun cezası olarak mucize ile İsa'ya benzetilen Yahuda İskariyot'tur.-)

    Dört kanonik İncil'de Hz. İsa, hayatı boyunca Yahudiler arasında yaşayan ve öncelikle onlara hitap eden bir peygamber olarak görünür. Öğrencilerine önce diğer milletlere ve Samiriyelilere değil, “İsrail evinin kaybolmuş koyunlarına” gitmelerini söyler (Matta 10:5–6; Matta 15:24). Mesajın daha sonra diğer milletlere açıldığı yerlerde bile bu, İsrail'in terk edilmesi şeklinde değil, Kudüs'ten başlayıp dışarıya doğru genişleyen bir tebliğ olarak sunulur (Luka 24:47; Elçilerin İşleri 1:8). Pavlus teolojisi ise hareketin yalnızca erişim alanını genişletmekle kalmaz; aidiyeti, yüzyıllar boyunca Yahudi antlaşma hayatını biçimlendiren Tevrat merkezli çerçeveden ayırır. Böylece sünnet, yiyecek hükümleri ve İsrail'i diğer toplumlardan ayıran geleneksel sınırlar aynı belirleyici konumda kalmaz (Galatyalılar 5:2–6; Romalılar 14:14).[38][40]

    Üstelik güçlük sadece hukukî de değildi. Yahudi inancı, Allah'ın mutlak birliğine dayanan tavizsiz bir tevhid şuuru ile şekillenmişti (Tesniye 6:4; Markos 12:29; 1. Korintliler 8:4–6). Bu sebeple Pavlusçu çerçeve, Yahudi dünyasında ne küçük bir düzeltme ne de doğal bir devam olarak görülebilirdi; hem kurallar hem de inanç bakımından derin bir kırılma olarak algılanması son derece doğaldı.[39]

    Hz. Muhammed'in (a.s.) Allah inancını betimleyen ve Yüce Yaratıcının bin isim, sıfat ve eylemini andığı yakarışını buradan okuyabilirsiniz..

    Barnabas'ta; Hz. İsa (A.S), Tek ve Bir Olan Yüce Allah'ın israiloğullarına gönderdiği bir Peygamberi olarak kendini tanıtır. Hz İsa (A.S) döneminde, Tevrat'taki dini kuralların titizlikle uygulandığı ve doğru inanca sahip olmanın, Tevratta yer alan (-domuz eti yasağı gibi-) yasaklamalardan kaçınmanın ve sünnet olma emrinin uygulanması ve ibadetin samimiyetle ve sürekli yapılmasının Hz İsa'nın temel direktifleri arasında olduğu görülür.

    Bugünkü haliyle Yeni Ahid'de (-İncilde-) yer alan şu metin konumuz itibariyle oldukça dikkat çekicidir:

    «Hz. İsa'ya tâbi(uyanlar) olanlar kendisinin yeryüzünde olduğu zaman diliminde ve göğe yükseltilmesinin sonrasında Tevrat'a bağlı Yahudi cemaati ile, Kudüs'teki Mabede gitmeye devam etmişlerdir»(-Resullerin İşleri, 3,1)

    Yahudi Metinlerinde Pavlus

    Yahudilerin tarih boyunca nesilden nesile aktardığı anlatım ve metinlerde Pavlus hakkındaki çok ilginç yaklaşımı görmek için buraya tıklayınız..

    Barnabas İncil'inde Çelişkiler Olduğuna Dair İddialar Hakkında


    Yukarıda sıralananlara gözatıldığında Barnabas İncili'nin tarihsel sürecinde müslümanların bir katkıları olmadığı açıktır. Müslümanların bu İncile ilgilerinin sebebi bir Peygamber olarak kabul ettikleri Hz. İsa'nın gerçek yaşam kesitlerine ve Allah'ın gönderdiği kitaplardan biri olduğuna inandıkları İncilin gerçek haline duydukları doğal meraklarıdır.

    Bu incilin 2000 sene önceki gerçek incilin tam olarak aynısı olduğunu da iddia edemeyiz. Çünkü, Kanonik kabul edilen diğer 4 incil gibi bu incil de Hz. İsa(A.S)'nın dili olan aramice değildir, belki birkaç kere tercüme edilmiş bir metindir; örneğin, Aramiceden, grekçeye , latinceye daha sonra italyancaya çevrilmiş olabilir. Türkçe çeviriye kaynaklık eden ingilizce metin ise halen Viyana Hofbibliothek'te bulunan italyanca nüshadan bu yüzyılın başında tercüme edilmiştir.

    Soyut ve çok yüksek dinsel kavram ve konuların tamamen farklı kültür ve şartlar altında konuşulan, semavi dinlere yabancı bir başka dilin kelimeleriyle (O zamanların grekçesi ve latincesi vs..) ifade edilmesindeki aşılmaz zorlukların yanısıra tercümeler esnasında, mütercimlerin yetkinlik derecelerinin ya da bilgisel yetersizliklerinin; kasıtsız-teknik kelime yanlışlıklarının roller oynayabileceği gözardı edilemez.

    Bu incil vasıtasıyla sezilen ve tarihsel süreciyle varılan sonuç "asıl incil'den" güçlü esintileri yansıtmasıdır. Çelişki olarak iddia edilenler metinde yer alan temel konu doğrultularında değildir, tam tersine, Barnabas İncili'ni diğer incillerden ayıracak en açıklayıcı kelime "baştan sona tutarlılık" olacakdır.

    "Nasıra'ya doğru gemiyle yola çıkmak"

    İlginçtir ki; en çok çelişki iddiasının vurgulandığı yer, 151'inci bölümde İsa(A.S) ve Havarileri'nin Nasıra'dan Kudüs'e yaptıkları yolculuğun çok özet anlatımıyla ilgilidir. Kudüs'ten Nasıra'ya yapılan bir yolculuk ise 20'inci bölümde daha detaylı anlatılmıştır. Çelişki iddiasını seslendirenler 151'inci bölümden, "Nasıra'dan Kudüs'e gemiyle gidildi" anlamının çıkarılmasını istemektedirler. Oysa 20'inci bölümde Kudüs'ten Nasıra'ya yapılan yolculuğun güzergahı dönüş yolu için de geçerli olmalıdır.

    Yol güzergahını anlayabileceğimiz 20'inci bölüm "İsa Galile Denizi'ne gitti ve bir gemiye binerek Nasıra'ya doğru yola çıktı. Bu sırada denizde büyük bir fırtına başladı." cümleleriyle başlar.

    Dört kanonik İncil'den biri olan Matta'da aynı yolculuk çarpıcı biçimde benzer ifadelerle anlatılmıştır: "İsa kayığa bindi, karşı yakaya geçti ve kendi şehrine geldi." (Matta 9:1)

    Bazı erken dönem Hristiyan yorumcuları Matta 9:1'i Nasıra'ya atıfta bulunuyor olarak okumuştur. Dördüncü yüzyıl Kilise Babası Jerome, Matta Tefsiri'nde varış noktasını açıkça Nasıra olarak tanımlar. Augustine de İncil anlatımlarının nasıl uzlaştırılabileceğini tartışırken Nasıra okumasını olası kabul eder. Ayrıca Ragg-Lonsdale kaynak metninin temelini oluşturan arkaik İtalyanca'da "nauigo in nazaret" ifadesi Nasıra'ya doğru yola çıkmak şeklinde okunabilir. Tüm bu noktalar bir arada değerlendirildiğinde, Barnabas İncili'ndeki ifadenin tek başına bir çelişki içermediği anlaşılmaktadır. Detaylı bilgi için tıklayın.

    Diğer bir çelişki iddiası farklı dönemlerde Romalı valinin (Plate=pilatus=pilotus) ismi hakkında dile getiriliyor ki, bu eğer tercümelerden kaynaklanan bir hata değil ise, iki türlü açıklanabilir: İsa'nın yer yüzünde kaldığı 33 sene boyunca aynı kişinin valiliği sürdürdüğü.. Ya da iki ayrı vali ise aynı ismi taşıdıkları...

    İsa Peygamberin(A.S) 119'uncu bölümde şekerle ilgili verdiği bir örnek sözkonusu ediliyor. Barnabas İncili'ndeki metin anlatımından o dönemde şekerin çok değerli olduğu anlaşılıyor. İsa döneminde şekerin bilinmediğini savunan bazı itirazcılar, şeker kamışından şeker üretimi bilgisinin 7'inci yüzyıldan önce bölgeye ulaşmadığını iddia ediyor. Öyle bile olsa, herhalde durdukça şekerlenen bal ve pekmez gibi tatlı besinlerden de şeker yapılabileceği gözardı ediliyor. Ayrıca, Hindistan'da o dönemde şeker kamışı kristal haline getirilebiliyordu.

    7 ve 9 Sema Sayıları

    Kur’an yedi gökten söz ederken Barnabas İncili dokuz gökten bahseder. İlk bakışta bu fark açık bir çelişki gibi görünebilir. Ancak meseleye daha yakından bakıldığında bunun zorunlu bir çelişki olmadığı anlaşılır.

    Hem Arapçada hem de Kitab-ı Mukaddes dilinde bazı sayılar basit bir matematiksel sayımın ötesinde anlam taşır. "Yedi", "yetmiş" veya "yedi yüz" gibi ifadeler çoğu zaman kesin bir sayı vermekten ziyade genişlik, bolluk ve ölçülmesi güç bir çokluğu anlatmak için kullanılır. Kur’an da bu üslubu çeşitli yerlerde kullanır. Mesela şöyle der: "Onlar için yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır." Başka bir ayette ise Allah yolunda infak edenlerin durumu, "yedi başak bitiren, her başağında yüz tane bulunan bir tohuma" benzetilir. Aynı kullanım Kitab-ı Mukaddes dilinde de görülür. İsa’nın takipçilerine "yetmiş kere yedi" bağışlamalarını söylemesi ve Tevrat’ta Tanrı’nın merhametinin "bin nesle" kadar sürdüğünün ifade edilmesi de kesin sayılar vermekten çok büyüklüğü ve sınırsızlığı vurgular.[33]

    İslami kaynaklardaki tablo ise daha da geniştir. Kur’an yedi göğü nihai ve kapalı bir kozmik sistem olarak sunmaz. Sidretü’l-Münteha’dan, yani en uzak sınırdaki ağaçtan ve onun yanındaki Me’va Cenneti’nden söz eder. Ayetü’l-Kürsi, Allah’ın kürsisinin gökleri ve yeri kuşattığını bildirir. Hadislerde de cennetin en yüksek derecesi olan Firdevs’in üzerinde Allah’ın Arşı’nın bulunduğu anlatılır.[41] Başka bir ifadeyle, "yedi gök" nihai sınır olarak sunulmaz; insanın normal idrakini aşan, çok katmanlı ve geniş bir gerçekliğe işaret eder.

    Bugün insanlık trilyonlarca galaksiden söz ediyor.[42] Buna rağmen en gelişmiş gözlemlerimizin bile Kur’an’ın "yedi gök" diye işaret ettiği büyük düzenin yalnızca çok küçük bir bölümünü yakalıyor olması mümkündür. Bu bakımdan "yedi" sayısı burada güçlü bir anlatım aracı gibi işlev görür: 1400 yıl önceki ilk muhataplara da heybet duygusu veren, yirmi birinci yüzyıldaki okuyucuya da hala hitap eden bir dil.

    Bu ölçek hissi, Kur’an’daki şu ayetle daha da genişler: "Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratandır." Sahih hadis rivayetleri de yedi arzdan söz eder.[43] Dikkat çekici bir rivayet ise bu arzların her birinde sizin peygamberiniz gibi bir peygamber, sizin Adem’iniz gibi bir Adem, sizin Nuh’unuz gibi bir Nuh, sizin İbrahim’iniz gibi bir İbrahim ve sizin İsa’nız gibi bir İsa bulunduğunu bildirir.[44]

    Bu pasajların amacı evrene dair ayrıntılı bir bilimsel harita sunmak değildir. Daha ziyade, yaratılışın nefes kesici genişliğini ve katmanlı derinliğini düşünmeye davet ederler. Yedi sayısının hem gökler hem de arzlar için kullanılması, insan zihnini gözlerimizin ve teleskoplarımızın ulaşabildiğinden çok daha geniş gerçekliklere, çok sayıda dünyaların mümkün olduğu bir kozmik ufka açar. Üstelik bu rivayet, sadece hayatın evrende yaygın bulunabileceği ihtimalini değil, vahiy hakikatinin de bütün yaratılmış düzeni kuşattığını düşündüren baş döndürücü bir perspektif verir.

    Bu açıdan bakıldığında Barnabas İncili’ndeki "dokuz gök" ile Kur’an’daki "yedi gök" arasındaki fark basit bir sayısal çatışma gibi görünmez. Aksine, iki metin farklı sayılarla aynı derin fikre işaret eder: evren düz ve küçük değildir; insan kavrayışının büyük ölçüde ötesinde kalan görkemli katmanlar halinde düzenlenmiştir. Bu metinlerde karşılaşılan şey zorunlu bir çelişki değil, göklerin tam hakikatinin, tıpkı Yaratıcı’nın azameti gibi, insan idrakini aşan bir gerçekliğe işaret etmesidir.

    En can alıcı nokta ise, "Müslüman uydurması" iddiasının mantıksal olarak kusurlu olmasıdır: İslam adına sahtecilik yapan bir kişi, Kur’an açıkça "yedi gök" derken metne "dokuz gök" ifadesini dahil etmezdi. Bu çelişki, metnin Müslümanlarca yapılan bir sahtecilik olmadığını göstermektedir. Dante paralelliği, Morisko bağlantısı ve Gospel Harmony iddiası gibi başka itirazların ayrıntılı değerlendirmesi için Eğer Uydurmaysa; bu başlıkların daha geniş tarihsel zemini için ise Tarihsel Bir Hipotez sayfasına bakılabilir.

    Hz. İsa Peygamber neden "Gelecek O Mesih Ben Değilim" diyor?


    Bu bölüm, tarihsel arka plan dikkate alındığında çok daha anlaşılır hale gelir. O dönemin Yahudiliğinde "Mesih" sadece ruhani bir unvan değildi. Halkın zihninde o; İsrail'i yeniden ayağa kaldıracak, yabancı hâkimiyetini kıracak, toplumu toparlayıp yönetecek, ordu toplayıp sevk edecek ve Tanrı'nın düzenini görünür tarih içinde yeniden kuracak Davudî bir kurtarıcıydı.[25] Başka bir deyişle, birçok insanın büyük bir tarihî özlemle beklediği kişi buydu. Roma egemenliği altında böyle bir beklenti asla siyasetten bağımsız değildi. Birinin açıkça Mesihlik iddiasında bulunması, halkın umutlarını kabartabilir, millî beklentileri harekete geçirebilir ve özellikle krallık, kurtuluş ya da isyan çağrışımı taşıyan hareketlere karşı hassas olan Roma otoritelerinin dikkatini hemen çekebilirdi.[26]

    Kanonik İnciller de aynı gerilimi yansıtır. Markos, Matta ve Luka'da, Petrus İsa'yı Mesih olarak tanıdıktan hemen sonra İsa öğrencilerini bunu yaymamaları konusunda uyarır.[27] Yuhanna'da ise bu unvanın siyasî yükü daha da açık görünür: halk onu zorla kral yapmak isteyince İsa oradan çekilir.[28] Demek ki "Beklenen Mesih sen misin?" sorusu, yalın bir inanç cümlesi değildi. İçinde önderlik, yeniden kuruluş, krallık ve tarihin içine yerleşecek ilahî hüküm beklentileri taşıyordu.

    Bu yüzden Barnabas İncili bu noktada aceleyle okunmamalı. Çünkü metnin kendisi İsa'yı Mesihlikten dışlamaz. Girişte ondan "Mesih diye anılan İsa" diye söz edilir; 6. bölümde de aynı çizgi korunur.[29] O halde mesele, metnin İsa'nın Mesihliğini toptan reddetmesi değil, belirli bir konuşma anında bu unvanın nasıl duyulduğudur.

    İşte ancak bundan sonra Barnabas 42 yerli yerine oturur:

    “...Çünkü ben, sizin ‘Mesih’ dediğiniz, benden önce yaratılmış olan, benden sonra gelecek, hak sözlerini getirecek ve dini son bulmayacak olan Allah'ın Elçisi'nin ayakkabı bağlarını çözmeye bile layık değilim.”
    (Barnabas, 42. Bölüm)

    Bu arka plan içinde okunduğunda Barnabas 42, İsa'nın Mesihliğini inkâr eden bir söz gibi değil, soruyu soranların "Mesih"ten ne anladığına verilmiş bir cevap gibi görünür. Ve bu geniş tarihsel anlam dikkate alındığında yönlendirme daha anlaşılır hale gelir. O çağda beklenen Mesih figürüne yüklenen birçok özellik — kamusal önderlik, bir topluluk kurup düzenleme, tarih içinde görünür başarı, yalnızca bireysel öğretiyle sınırlı kalmayan bir otorite — Hz. Muhammed'in hayatında çok daha belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. O yalnızca tebliğ eden biri değil; aynı zamanda bir topluluğun kurucusu, bir devlet başkanı ve bir komutandı.[30] Bu, Yahudi Mesih anlayışının sonraki bütün teknik ölçülerinin doğrudan Hz. Muhammed'e aktarıldığı anlamına gelmez. Ama Barnabas 42'nin mantığı içinde bakıldığında, İsa'nın işaret ettiği kişinin, dinleyicilerinin "Mesih" unvanıyla bağdaştıracağı kamusal ve tarihî özelliklerin çoğunu taşıdığı söylenebilir.

    Benzer bir soru, Yuhanna İncili 1:19-21'e göre Yahya Peygamber'e de yöneltilmiştir. Bu diyalog da, İlyas ve Mesih dışında ayrıca beklenen bir üçüncü peygamberin varlığına açıkça işaret etmektedir. Tesniye 18'de bu peygamber; Musa gibi dinî hükümler getiren, topluma önderlik eden ve hayatında büyük dönüşümlere öncülük eden biri olarak tanıtılır. Tesniye 18 ile Yuhanna 1:19-21 ayetlerini ve konuya dair ayrıntılı analizi okumak için tıklayınız.

    Dört kanonik İncil'e yöneltilen yaygın çelişki iddiaları ile Barnabas hakkında burada ele alınmayan bazı ek itirazlar için tıklayınız.

    Yeni ve Eski Ahid


    Aslında tarih boyunca gerçekleşen üst üste tercümelerden doğan veya yorumların metne eklenilmesi gibi sorunları konu alan pek çok tartışma Yeni Ahid için sözkonusu olabilir. Bu tür gelişmelerin metnin doğrultu ve yapısına etki etmediğini savunmak hayli güçtür. Alman Protestan Kilise Komisyonu'nun, yukarıda yer alan, incile yazdığı sunuş yazısı da bu gerçeğin başka türlü bir ifadesi gibidir.[34]

    Özellikle Pavlus'un mektupları ve Resullerin İşleri bölümünün de Yeni Ahid'e eklenmesi, yapılan en aykırı yorumlar, hatta görüldüğü söylenen rüyalar (Petrus'un gördüğü iddia edilen rüyası ile domuz etinin serbest bırakılması vb.) ile dinin özünün tamamen farklılaşması... Eski Ahid(Tevrat-Zebur..)'e aykırı bir dine dönüşmesi mümkün olmuştur.

    Hemen herşeyin mübah görüldüğü böylesi bir din anlayışı 4 incilde de bulunmaz:

    "Sanmayın ki ben Kutsal Yasayı yahut Peygamberi yıkmaya geldim; ben yıkmaya değil fakat tamam etmeye geldim. Çünkü doğrusu size derim; Gök ve yer geçip gitmeden her şey vaki oluncaya kadar Kutsal Yasa'dan en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır. Bundan dolayı bu en küçük emirlerden birini kim bozar ve insanlara öylece öğretirse göklerin melekutunda kendisine en küçük denilecektir." (Matta İncili 5/17-19)

    Barnabas İncili ise, orjininden uzaklaşmış bir dinin özündeki gerçek halini; aydınlık ve açıklığı, Peygamberlerle iletilen ilahi mesajların tazeliğini okuyanlara hemen hissettiriyor.

    Barnabas İncili'nin Matta, Yuhanna, Luka ve Markos ile kıyaslamalı okunuşunda, diğer incillerdeki anlam bütünlüğünün bozulduğu ve cümle düşüklükleri oluştuğu, böylece yarım ya da aralarda kalan konu ve cümlelerin aslında nereden başladığı ve nasıl geliştiği de aydınlığa kavuşuyor.

    Bugünkü haliyle Yeni ve Eski Ahit'te de Hz. Muhammed'e (a.s.) bazı işaretler olduğu görülmektedir. Konuyla ilgili bazı örnekler için buraya tıklayınız.[35]

    İsa'nın fiili hayatında açıkça görülen çizgi ile sonraki kilisenin yönü arasındaki uzaklık, metin geleneğinde bilinen müdahaleler ve doktrinel berraklık sorunu üzerine daha ayrıntılı değerlendirme için İsa'nın Fiili Çizgisi ve Sonraki Kilisenin Yönü sayfasına bakınız.

    Barnabas İncili'nde 'Muhammed (a.s.)' İsmi


    Barnabas İncili'nin İtalyanca metninde ve İngilizce çevirisinde Son Gelen Allah'ın Elçisinin adı pek çok kez Muhammed (a.s.) olarak ifade edilmiştir ki; İngilizce metinden yapılmış olan Türkçe çeviri de bunu yansıtır. Bu konuda ortaya atılabilecek bazı itirazlar olabilir. Bugünkü 4 İncil'de Faraklit isimlendirmesinin Yunanca Kaynağı ile ilgili inceleme bu konuda fikir verebilir. Konuyla ilgili buraya tıklayınız.[36]

    Not: Barnabas İncili (The Gospel in the name of Barnabas) ile Barnabas Mektupları (The Epistle of Barnabas) tamamen farklıdır. Pavlus/Roma Kilisesi tarafından tarih boyunca defalarca yasaklanan The Gospel in the Name of Barnabas(Barnabas İncili)dır. Teslisi benimseyen mektupları(Epistle of Barnabas) ise kaleme alan kişi tarihsel olarak Kıbrıslı Joseph(Barnabas) olamaz. Zira, Kudüs'teki Yahudi Tapınağının Romalılarca yıkılışı (Destruction of Second Temple) bu mektuplarda(Epistle) geçmiş zaman kipiyle yer almıştır. Bu olay MS 70'de gerçekleşmiştir. Barnabas ise MS 61'de Kıbrıs'ta taşlanarak şehit edilmişti.

    — Sunuşun Sonu —

    Barnabas İncili Tam Metni


    Mesih Denilen, Allah'ın Dünyaya Gönderdiği Yeni Peygamber İsa'nın Gerçek Kitabı:
    Havarisi Barnabas'ın Anlatımına Göre

    Mesih denilen Nasıralı İsa'nın havarisi Barnabas, yeryüzünde oturan herkese barış, huzur ve teselli diler.

    Pek sevgili, yüce ve ulu Allah, büyük öğretme ve mucizeler merhametinden şu son günlerde peygamberi İsa Mesih aracılığıyla bizi ziyaret etmiştir; şeytan tarafından aldatılan pek çokları, dindarlık maskesi altında en dinsiz akideyi va'z ederek, İsa'ya Allah'ın oğlu demekte, Allah'ın sonsuza değin emrettiği sünnet olmayı red etmekte ve her türlü kirli etin yenmesine izin vermekte olduğundan, —bunlar arasında bulunan, kendinden üzüntü duymadan söz edemediğim Pavlus da aldatılmıştır— kurtulasınız, şeytan tarafından aldatılmayasınız ve Allah'ın hükmü önünde hüsrana uğramayasınız diye İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum. Bu nedenle, sana yazdığımın aksine yeni akideyi va'z edecek herkese dikkat et ki, ebedi kurtuluşa eresin.

    Yüce Allah seninle olsun, seni şeytan'dan ve her şerden korusun. Amin.

    Bölüm 1


    Bu ilk bölümde, melek Cebrail'in Bakire Meryem'e İsa'nın doğuşunu bildirmesi yer alır.

    Bu son yıllarda, Yahudi (-İsrail oğulları-) kavmi'nin Davud soyundan Meryem adında bir bakire, Allah'ın gönderdiği melek Cebrail tarafından ziyaret edildi. Günahsız, ayıpsız, namazı kılıp oruç tutarak tam kutsal bir hayat süren bu bakire bir gün yalnızken odasına melek Cebrail girdi ve «Allah seninle olsun, ey Meryem» diye onu selamladı.

    Bakire, meleği görünce ürktü; fakat, melek şöyle diyerek onu rahatlattı; «Korkma Meryem; çünkü sen, seni kalp gerçeğiyle kanunlarına göre yürüsünler diye İsrail halkına göndereceği bir peygamberin annesi seçen Allah'ın rızasına erdin.»

    Meryem cevap verdi: «Şimdi ben, hiç bir erkek bilmediğimi görüp dururken, nasıl oğlan dünyaya getireceğim?» Melek cevap verdi: «Ey Meryem; insan yokken insan yaratan Allah, senden de erkek olmadan insan meydana getirmeye kadirdir. Çünkü O'nun için hiç bir şey imkan haricinde değildir.»

    Meryem cevap verdi: «Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum; öyleyse iradesi yerine gelecektir.» Melek cevap verdi: «Şimdi peygambere yüklü oldun; Adını îsa koyacak ve onu şaraptan, kuvvetli içkiden ve bütün temiz olmayan etlerden koruyacaksın, çünkü çocuk Allah'ın kutsal bir (-kuludur.-)

    Meryem, tevazuyla başını eğerek şöyle dedi: «Allah'ın hizmetçi kuluna bak, dediğin gibi olsun.» Melek gitti ve bakire Allah'ı tesbih ve ta'zim etti: «Ey kalbim, Allah'ın büyüklüğünü bil ve ey ruhum, Kurtancı'm Allah'ı çok sev; çünkü, O kız hizmetçisinin alçak gönüllülüğünü öylesine saydı ki, bütün milletlerce kutsanacağım; çünkü Kadir Olan beni yüceltti, O'nun kutsal adını tesbih ederim. Çünkü, O'nun rahmeti, nesilden nesile Kendisi'nden korkanlar için yayılır. O Kadir Olan elini güçlü kıldı ve kalbinin tasavvurunda gururu dağıttı. Güçlü olanı oturduğu yerden indirdi ve aşağıda olanı yükseltti. Aç olanı güzel şeylerle doyurdu ve zenginleri eli boş gönderdi. Çünkü, O, İbrahim ve oğluna verilmiş sözleri sonsuza değin tutar.»

    Kaynaklar

    [1] Elçilerin İşleri 4:36 (NRSVUE, BibleGateway); Yusuf / Barnaba, Kıbrıs kökeni ve “teselli oğlu / encouragement” anlamı için. [2] Barnabas’a nispet edilen İncil, İskenderiye ve Antakya çevrelerinde tevhid çizgisi ve bu sitede ileri sürülen geniş tarihsel çerçeve için: Arius Deklarasyonu, Altmış Kitap Listesi, Eğer Uydurmaysa ve Tarihsel Bir Hipotez. [3] İraneus, Sapıklıklara Karşı / Against Heresies (New Advent); özellikle I. kitapta Valentinyan aeon doktrinlerine itirazı ve III. kitapta tek yaratıcı Tanrı ile dört İncilin otoritesine yaptığı vurgu için bkz. ayrıca III.11 ve Encyclopaedia Britannica, “Irenaeus”. [4] Lonsdale ve Laura Ragg, The Gospel of Barnabas (Oxford: Clarendon Press, 1907), giriş bölümü ve Fra Marino belgeleri. İraneus’un bugün elde bulunan külliyatında Barnaba İncili’ne açıkça değinen böyle bir eser bilinmez; buna karşılık Eusebius, İraneus’a ait başka kayıp mektup ve risaleler de sayar: Eusebius, Church History, V.20. Modern özetlerde İraneus’tan tam olarak günümüze ulaşan iki ana eser (Against Heresies ve Demonstration of the Apostolic Preaching) zikredilir; ancak Against Heresies’in beş kitabı ayrı ayrı sayıldığında, eldeki tam metin malzemesi altı kitap olarak da ifade edilebilir: Encyclopedia.com, “Irenaeus, St.”; Britannica. [5] Gelasian Decree (NASSCAL); Decretum Gelasianum (Latince metin); İngilizce tercüme. Barnaba kaydı listede Evangelium nomine Barnabae apocryphum şeklinde geçer; metnin Gelasius’a geleneksel olarak nispet edilip modern araştırmalarda daha geç, muhtemelen altıncı yüzyılın ilk yarısına yerleştirildiği de not edilir. [6] Decretum’un son bölümündeki apokrif listede toplam 61 başlık bulunduğu NASSCAL tarafından belirtilir. Liste içindeki başlıkların bir kısmının yalnızca adlarıyla bilindiği, bir kısmının ise extant apokrif metinlerle, parçalarla veya başka eserlerdeki atıflarla ilişkilendirilebildiği konusunda bkz. NASSCAL, Gelasian Decree; Anna Rebecca Solevåg, “Gender and unruly titles in the booklists of the Gelasian Decree”; ayrıca Tony Burke ve Brent Landau’nun derlediği modern apokrif külliyat için New Testament Apocrypha, vol. 1. Buradaki “yaklaşık altıda birlik” ifadesi, söz konusu 61 başlığın modern kataloglar ve standart derlemelerle kaba karşılaştırmasına dayanan yaklaşık bir değerlendirmedir.

    [7] Encyclopaedia Britannica, “Unitarianism and Universalism”; History of Unitarian Universalism; Üniteryen ve anti-triniteryen geleneklerin uzun devamlılığı için. [8] Arius Deklarasyonu; ayrıca Arius’un Nikomedyalı Eusebios’a Mektubu. [9] Encyclopaedia Britannica, “Paul of Samosata”; ayrıca bu sitedeki ilişkili tarihî belge tartışmaları. [10] Encyclopaedia Britannica, “Nestorius”; ayrıca Britannica, “Second Council of Ephesus”. [11] Doktriner zorlamalar ve sapkınlık mevzuatının genel tarihi için: Encyclopaedia Britannica, “Arianism”; ayrıca bu sitedeki ilişkili tarihî belge sayfaları. [12] Encyclopaedia Britannica, “Michael Servetus”; Britannica, “Socinians”; Catholic Encyclopedia, “Socinianism”. [13] Britannica, “English Unitarianism”; Britannica, “Unitarian Universalist Association”; Canadian Unitarian Council, “History”. [14] Barnaba, tevhid yanlısı topluluklar ve bunlara yönelik baskılar için bu sitedeki bağlantılı sayfalar: Arius Deklarasyonu, Decretum Gelasianum ve Altmış Kitap Listesi.

    [15] İznik, kabul edilen İncil otoritesinin daralması ve bastırma çizgisine dair bu sitede geliştirilen daha uzun tarihsel sav için: Eğer Uydurmaysa ve Çelişkiler ve Tutarsızlık İddiaları; genel konsey bağlamı için Britannica, “First Council of Nicaea”. [16] Papa Damasus, Caesarealı Gelasius ve Barnabas’ın apokrif sayılmasına dair bu sitede kurulan tarihsel çerçeve için: Decretum Gelasianum ve Altmış Kitap Listesi. [17] Sonraki buyrultular, kataloglar ve baskılama tarihine dair bu sitedeki ayrıntılı tartışmalar için: Eğer Uydurmaysa ve Tarihsel Bir Hipotez. [18] Acta Sanctorum, Boland Junii, Tome II, s. 422–450; ayrıca Eğer Uydurmaysa sayfasındaki tartışma. [19] Ragg, The Gospel of Barnabas (1907), giriş; NASSCAL, Vienna Cod. 2662; John Toland, Nazarenus. [20] 1907 baskısı, kaybolma anlatısı, mikrofilm ve yeniden baskı geleneği için bu sitedeki yayın tarihi tartışmaları: Eğer Uydurmaysa ve orada bağlantı verilen bibliyografik malzemeler. [21] Eğer Uydurmaysa, Çelişkiler ve Tutarsızlık İddiaları ve Tarihsel Bir Hipotez. [22] Yeni Ahid’in yirmi yedi kitabı, Pavlus mektupları ve Resullerin İşleri’ndeki ağırlığı için Yeni Ahid kanonu ve Resullerin İşleri; kısa bir genel bakış için Encyclopaedia Britannica, “New Testament”. [23] Pavlus’un Tevrat uygulamasından kopuşu ve sonraki Pavlusçu doktrinler için: bu sitedeki Yahudi Metinlerinde Pavlus sayfası ve Pavlus’un kendi mektupları, özellikle Galatyalılar ve Romalılar. [24] Yahudi Metinlerinde Pavlus; Peder Xavier Jacob, İncil Nedir? Tarihi Gerçekler (Ankara, 1985), s. 10; sitedeki alıntı ve tartışma bağlamı.

    [25] Encyclopaedia Britannica, “Messiah”; Yahudilikte Davudî kurtarıcı beklentisi ve yabancı egemenliğini kıracak Mesih tasavvuru için. [26] Encyclopaedia Britannica, “Pontius Pilate”; Roma’nın Yahudiye’deki prefektlik düzeni ve kamusal krallık iddialarının siyasî hassasiyeti için. [27] Markos 8:29–30; Matta 16:20; Luka 9:20–21. [28] Yuhanna 6:15. [29] Barnabas İncili giriş bölümü, 6. bölüm ve 42. bölüm; Ragg, The Gospel of Barnabas (1907). [30] Encyclopaedia Britannica, Muhammad özet biyografisi; ayrıca Britannica, “Muhammad: Biography according to the Islamic tradition”. [31] Matta 9:1; Jerome on Matthew 9:1; Augustine’in İncil anlatılarını uzlaştırma tartışmaları; ayrıca bu sitedeki Jerome ve Augustine: Matta 9:1 sayfası. [32] Şeker itirazı ve kristalizasyon argümanı için bu sitedeki Çelişkiler ve Tutarsızlık İddiaları sayfası. [33] Sayıların retorik ve çoğaltıcı kullanımı için Kur’an 9:80 ve 2:261; Matta 18:22; Tesniye 7:9. Ayrıca bu sitedeki Eğer Uydurmaysa sayfası. [41] Sidretü’l-Münteha ve Me’va Cenneti için Necm 53:14–15; Kürsi’nin gökleri ve yeri kuşatması için Bakara 2:255; Firdevs’in en yüksek cennet ve Arş’ın onun üzerinde oluşu için Sahih al-Bukhari 2790 ve 7423. [42] Gözlemlenebilir evrendeki galaksi sayısına dair modern yüksek tahminler için Christopher J. Conselice ve diğerleri, “The Evolution of Galaxy Number Density at z < 8 and Its Implications”, The Astrophysical Journal 830:83 (2016). [43] Kur’an 65:12; yedi arz hakkında Sahih al-Bukhari 2453 ve 3196; Sahih Muslim 1610d. [44] İbn Abbas’a nispet edilen “her arzda sizin peygamberiniz gibi bir peygamber…” rivayeti için al-Hakim, al-Mustadrak, 2:535, no. 3822. [34] Yeni Ahid’de tercüme, aktarım ve yorum katmanları meselesinin bu sitedeki tartışması için özellikle Çelişkiler ve Tutarsızlık İddiaları sayfasına bakınız. [35] Matta 5:17–19; ayrıca bu sitedeki Yeni ve Eski Ahit’te Hz. Muhammed’e İşaretler sayfası. [36] İtalyanca elyazma ve Ragg tercümesi; ayrıca bu sitedeki Faraklit sayfası ve Barnabas İncili ile Barnabas Mektubu ayrımını ele alan bağlantılı tartışmalar. [37] Pavlus'un Şam yolu görüm anlatıları için Resullerin İşleri 9, 22 ve 26; ayrıca Pavlus'un kendi ifadesi için 1. Korintliler 15:8. [38] Pavlus'un diğer milletlere yönelen görevi, sünnet ve Tevrat-merkezli sınırların gevşemesi için Romalılar 1:16; Galatyalılar 2:7–9; 5:2–6; 1. Korintliler 7:19; Romalılar 14:14. [39] Tevhid vurgusu ve Pavlus'un İsa'yı yükseltilmiş rablik alanına yerleştiren dili için Tesniye 6:4; Markos 12:29; 1. Korintliler 8:4–6; Filipililer 2:9–11. [40] Hz. İsa'nın önce İsrail'e yönelen görevi ve daha sonra milletlere açılan tebliğ için Matta 10:5–6; 15:24; 28:19; Luka 24:47; Elçilerin İşleri 1:8. [45] Matta İncili’nin genel tarihlendirmesi için Dale B. Martin, Yale Open Courses, “The Gospel of Matthew”; Bart D. Ehrman, “When Was the Gospel of Matthew Written?”; Early Christian Writings, “Gospel of Matthew”; Raymond E. Brown, An Introduction to the New Testament. [46] Markos önceliği ve Matta’nın Markos’u kullanımı için David C. Sim, “Matthew’s Use of Mark,” New Testament Studies; Pavlus’un mektuplarının erkenliği için Bible Odyssey, “Paul.” [47] Antakyalı Severus, Germanikeialı Thomas’a Mektup, E. W. Brooks, A Collection of Letters of Severus of Antioch, Patrologia Orientalis 14; saraydaki Matta İncili’nin tartışmalı okuma için kontrol edildiği aktarım. [48] Richard Ishida, “Syriac Orthography Notes,” Süryanice yazıda büyük/küçük harf ayrımı bulunmaması hakkında; Vatican Library, “Greek Paleography: Majuscule Bookhands”; CSNTM, “Manuscripts 101: A Brief History of Greek Handwriting.” [49] Oxford Cult of Saints, E02630, Tunnunalı Victor’un 488 tarihli kaydı; Gelasius’un 492–496 yılları için NASSCAL, Gelasian Decree ve ilgili Decretum geleneği.