Bölüm 147 —
Büyük Oğlun Öfkesi.
«Evde şenlik yaparlarken bakın ki, büyük oğul eve geldi. Ve içerde şenlik yaptıklarını duyup şaşırdı ve hizmetçilerden birini çağırıp niye böyle şenlik yapmakta olduklarını sordu.»
Hizmetçi ona cevap verdi: «Kardeşin geldi, baban da yağlı danayı kesti, yiyorlar.» Büyük oğul bunu duyunca çok kızdı ve eve girmedi.
Bunun üzerine, babası dışarı çıkıp kendisine dedi: «Oğul, kardeşin geldi, sen de gel ve onunla birlikte sevin.»
Oğul kızarak cevap verdi: «Sana hep iyi bir şekilde hizmet ettim; ve sen bana hiçbir zaman arkadaşlarımla yemek için bir kuzu vermedin. Fakat, seni terkedip giden ve tüm payına düşeni fahişelerle yiyip bitiren bu değersiz herife gelince şimdi yağlı danayı kesiyorsun.»
Baba cevap verdi: «Oğul, sen hep benimlesin ve her şey senindir. Ama bu ölmüştü, şimdi yine hayattadır, kayıptı, şimdi bulunmuştur, bu bakımdan sevinmeliyiz.»
Büyük oğul daha çok kızdı ve dedi: «Sen git ve neşelen, ben zina edenlerin sofrasında yemek yemeyeceğim.» Ve tek bir kuruş bile almadan babasını bırakıp gitti.
«Allah sağ ve diridir ki» dedi İsa, «tevbe eden günahkârlar için Allah'ın melekleri arasındaki sevinç işte böyledir.»
Ve yemeği yedikleri zaman ayrıldı, çünkü Yahudiye'ye gitmek istiyordu. Bunun üzerine havariler dediler: «Muallim, Yahudiye'ye gitme, çünkü Ferisiler'in başkâhin (ve kâhin) lerle senin aleyhinde görüştüklerini biliyoruz.»
İsa karşılık verdi: «Ben, onlar bunu yapmadan önce de biliyordum, fakat korkmuyorum. Çünkü onlar Allah'ın iradesine aykırı hiçbir şey yapamazlar, bu bakımdan bırakın istedikleri her şeyi yapsınlar; çünku ben onlardan değil, Allah'tan korkuyorum.»