Bölüm 150 —
Bilgi ve Uygulama.
Yaşlı olanı karşılık verdi: «Ey kardeş, böyle deme, çünkü, Allah'ımızın değer verilmesini istediği ilmi hor görmüş oluyorsun.» Genç olanı cevapladı: «Şimdi, günaha düşmemek için nasıl söylemeliyim ki, çünkü senin sözün doğru, benimki de öyle. Öyleyse, diyorum ki, Allah'ın kanununda yazılı olan emirlerini bilenler, eğer ardından daha çok şey öğreneceklerse, (önce) bunlara uymalıdırlar. Ve, insan öğrendiği her şeye, bırakın uysun, (yalnızca) onu bilmekle kalmasın).»
Yaşlı olanı dedi: «Ey kardeş, söyle bana, kiminle konuştun ki, benim söylediklerimin tümünü öğrenmediğini bilirsin?»
Genç olanı cevap verdi: «Ey kardeş, kendimle konuşurum. Her gün hesabımı vermek için kendimi Allah'ın mahkemesinin önüne korum. Ve, her zaman için de günahlarıma göz yuman bir şey duyarım.»
Yaşlı adam dedi: «Ey kardeş, sen tamken, hataların nedir ki?»
Genç olanı cevap verdi: «Ey kardeş, böyle deme, çünkü ben iki büyük hatanın ortasında duruyorum: Biri, kendimi günahkârların en büyüğü olarak bilmemem, diğeri ise, başkalarından daha çok (günahıma) pişman olmak istemememdir.»
Yaşlı olanı karşılık verdi: «Şimdi, sen (insanların) en olmuşu iken, kendini nasıl günahkârların en büyüğü olarak bilebilirsin?»
Genç olanı cevapladı: «Bir Ferisi'nin alışkanlığını edindiğim zaman, üstadımın bana söylediği ilk söz şuydu: "Başkalarının iyiliklerine, kendimin ise kötülüklerime bakmalıyım. Çünkü böyle yaparsam eğer, kendimi günahkârların en büyüğü olarak algılayabilirim."
Yaşlı adam dedi: "Ey kardeş, bu dağlarda kimin iyiliğine, kimin hatalarına bakarsın, görüyorsun ki, burada hiç kimse yoktur."
Genç olanı cevap verdi: "Güneşin ve gezegenlerin itaatına bakmalıyım. Çünkü onlar Yaratıcı'larına benden daha iyi kulluk ediyorlar. Ama, ya arzuladığım gibi ışık vermediklerinden, ya sıcaklıklarının çok fazla olduğundan, ya da yerde çok fazla veya çok az yağış olduğundan ben onları ayıplıyorum."
O zaman, yaşlı adam bunu duyunca dedi: "Kardeş, sen bu akideyi nereden öğrendin. Çünkü, ben şimdi doksan yaşındayım ve yetmiş beş yıldır bir Ferisi'yim."
Genç olanı cevap verdi: "Ey kardeş, sen bunu alçak gönüllülüğünden söylersin, çünkü sen, Allah'ın kutsal bir (kul) usun. Yine de ben sana cevap vereyim ki, Yaratıcı'mız Allah zamana bakmaz. Ama kalbe bakar. Bundandır ki, Davud onbeş yaşında, öbür altı kardeşinden daha genç iken İsrail kralı seçildi ve Rabbımız Allah'ın bir peygamberi oldu."