Bölüm 152 —
İsa ve Mabeddeki Roma Askerleri.
İsa Kudüs'e gelip de, bir sebt günü mabede girdiğinde, askerler onu kışkırtmak ve alıp (götürmek) için yaklaşıp dediler: «Muallim, savaş açmak meşru mudur?»
İsa cevap verdi: «İnancımız bize, hayatımızın yeryüzü üzerinde sürekli bir savaş halinde olduğunu söyler.»
Askerler dediler: «Öyleyse, bizi kendi inancına döndürmek ve bizim yığınla tanrıyı bırakıp, (çünkü, yalnızca Roma'da görülen yirmi sekiz bin tanrı vardır) senin tek olan ve görülemediği için nerede olduğu bilinmeyen, belki de bir hayal olan Allah'ına uymamızı ister misin?»
İsa cevap verdi: «Eğer sizi Allah'ımızın yarattığı gibi, sizi ben yaratmış olsaydım, sizi hidayete erdirmek isterdim.»
Karşılık verdiler: «Şimdi, nerede olduğu bilinmediği halde, senin Allah'ın bizi nasıl yaratmış olabilir? Bize Allah'ını göster, o zaman yahudi olacağız.»
O zaman İsa dedi: «Eğer sizin O'nu görecek gözleriniz olsa, ben size O'nu gösteririm, fakat kör olduğunuz için, O'nu size gösteremiyorum.»
Askerler karşılık verdiler: «Bu insanların sana verdiği onur mutlaka senin anlayışını götürmüş olmalı. Çünkü, hepimizin başında iki gözü varken, sen bizim kör olduğumuzu söylersin.»
İsa cevap verdi: «Bedenî gözler, yalnızca cismi olan ve dıştaki şeyleri görebilir. Bu bakımdan, siz yalnızca, hiçbir şey yapamayan altından, gümüşten ve tahtadan tanrılarınızı görebilirsiniz. Ama, biz Yahudiyelilerin Allah'ımıza karşı korku ve iman şeklinde manevi gözlerimiz vardır, bu yüzden de, biz Allah'ımızı her yerde görebiliriz.»
Askerler karşılık verdiler: «Konuşmana dikkat et, çünkü, eğer tanrılarımıza nefret yağdıracak olursan, seni Hirodes'in ellerine veririz, o da her şeye gücü yeten tanrılarımızın öcünü alır.»
İsa cevap verdi: «Eğer dediğiniz gibi, onların her şeye gücü yetiyorsa, beni bağışlayın, artık onlara tapacağım.»
Askerler bunu duyunca sevindiler ve putlarını yüceltmeye başladılar. O zaman İsa dedi: «Burada işlerinize ihtiyaç vardır, sözlerinize değil, madem öyle, tanrılarınıza bir sineği yarattırın, ve ben onlara tapacağım.»
Askerler bunu duyunca yılıp, diyecek şey bulamadılar, bunun üzerine İsa dedi: «Asla, onların tek bir sineği (bile) yeniden yaratmadıklarını gördüğümden, kendileri için, tek bir sözle her şeyi yaratmış olan Allah'ı bırakmıyacağım, O'nun adı tek başına orduları korkutur.»
Askerler karşılık verdiler: «Şimdi şuna bakalım; çünkü biz seni al (ip götür) mek istiyoruz.» Ve ellerini İsa'ya karşı uzatmak istediler.
O zaman İsa dedi: «Adonai Sabaoth!»(Ey Orduların Rabbi!) Bunun üzerine, bir kişinin, yıkanıp yeniden şarapla doldurulacakları zaman tahta fıçılan yuvarladığı gibi, askerler de hemen mabedten yuvarlanıp gittiler; o kadar ki, kendilerine dokunan kimse olmadığı halde, başları ve ayakları yere çarpıyordu.
Ve, o kadar korktular ve öyle bir şekilde kaçtılar ki, Yahudiye'de bir daha görünmediler.