Bölüm 32 —
El Yıkama ve Ataların Gelenekleri.
Kanunda uzmanlaşmış biri, İsa'yı, denemek için akşam yemeğine çağırdı. İsa havarileriyle birlikte geldi; onu denemek için pek çok yazıcı da evde bekliyordu. Havariler, ellerini yıkamadan sofraya oturdular. Yazıcılar, bunun üzerine İsa'ya seslendiler: «Neden havarilerin ekmek yemeden önce ellerini yıkamamakla, büyüklerinin geleneklerine dikkat etmiyorlar?»
İsa cevap verdi: «Ben de size soruyorum: Kendi geleneklerinize uyasınız diye Allah'ın buyruğunu ne sebeple hükümsüz kıldınız? Yoksul babaların oğullarına, "Mabede sunu sunun ve adak adayın" diyorsunuz; onlar da babalarına bakmaları gereken o azıcık şeyi adak ediyorlar. Babaları o parayı almak isteyince oğullar, "Bu para Allah'a adanmıştır" diye bağırıyor; böylece babalar sıkıntı çekiyor. Ey sahte yazıcılar, ey ikiyüzlüler, Allah bu parayı kullanır mı? Elbette hayır; çünkü Allah yemez. Nitekim kulu Davud peygamber aracılığıyla şöyle der: "Ben boğaların etini mi yiyeceğim, koyunların kanını mı içeceğim? Bana hamd kurbanı sun ve adaklarını yerine getir; çünkü acıkacak olsam senden bir şey istemem, zira her şey benim elimdedir ve Cennet'in bolluğu benim yanımdadır." Ey ikiyüzlüler! Bunu keselerinizi doldurmak için yapıyorsunuz; onun için sedefotunun ve nanenin ondalığını veriyorsunuz. Ey zavallılar! Başkalarına en açık yolu gösteriyorsunuz, ama kendiniz o yoldan yürümüyorsunuz.»
«Siz yazıcılar ve fakihler, başkalarının omuzlarına taşınamaz yükleri yükler, fakat kendiniz, bu esnada tek parmağınızla olsun, onları kımıldatmak istemezsiniz. «Size söylüyorum, size, her şer dünyaya, sözde büyükler sebep gösterilerek girmiştir. Söyleyin bana, büyüklerin kullanmasıyla değil de, kim sokmuştur puta tapıcılığı dünyaya? Bir kral vardı, Baal adındaki babasını aşırı derecede seven. Ve, babası ölünce, oğlu, kendini teselli etmek için, babasına benzeyen bir heykel yaptırıp, şehrin pazar yerine diktirtti. Ve, bu heykele onbeş gez(bir uzunluk birimi)yaklaşanın güven içinde olacağı ve her ne olursa olsun, onun incitilmeyeceğine dair bir emir çıkardı. Bundan böyle bütün kötüler ve suçlular, oradan gördükleri yarar nedeniyle, heykele güller ve çiçekler sunmaya başladılar ve kısa bir zaman sonra, sunulan bu şeyler paraya ve yiyeceğe dönüştü. O kadar ki, onurlandırmak için ona tanrı dediler. Adetten kanuna dönüşen şu şeye bakın, o kadar ki, Baal putu dünyanın her tarafına yayıldı; ve Allah buna ne kadar üzüldüğünü peygamber İşaya'ya bildirdi: "Gerçekten benim kullarım bana boşuna tapınıyor, çünkü onlar, kulum Musa aracılığıyla kendilerine verilen benim kanunumu hükümsüz kılıp, büyüklerinin geleneklerine uymaktadırlar."
«Size diyorum, temiz olmayan ellerle ekmek yemek, bir insanı kirletmez, çünkü, insanın içine giren insanı kirletmez, insanı insandan çıkan şeyler kirletir.
Bunun üzerine, yazıcılardan biri dedi: "Eğer ben domuz eti veya bir başka temiz olmayan et yersem, benim vicdanımı kirletmezler mi?"
İsa cevap verdi: "İtaatsizlik insanın içine girmez, insandan, kalbinden dışarı çıkar; ve bu nedenle, yasaklanmış yemeği yerse, kirlenmiş olur."
Ardından, fakihlerden biri dedi: "Muallim sanki İsrail kavminin putları varmış gibi, putatapıcılık aleyhinde konuştun, ve bize haksızlık etmiş oldun."
İsa cevap verdi: "Bugün İsrail halkında odundan heykeller olmadığını ben de pek âlâ biliyorum; fakat, etten heykeller var."
Bütün yazıcılar buna kızarak cevap verdi: "O halde, biz de puta tapıcılardan(mı) oluyoruz?"
İsa cevapladı: "Size diyorum ki, hükümde, "tapınacaksınız" demiyor, "Allah'ınız Rabb(ı) bütün ruhunuzla, bütün kalbinizle ve bütün düşüncenizle seveceksiniz" diyor. Doğru değil mi bu?"
«Doğru» dediler hepsi birden.