Bölüm 64 —
Sabır, Zulüm ve Davud Örneği.
«Ruhum huzurunda duran Allah sağ ve diridir ki, bir günahkâr herhangi bir insana eziyet ederken, sağlam bir zihne sahip değildir, çünkü, söyleyin bana, düşmanının cübbesini yırtma uğruna başını kıracak bir kimse var mıdır? Şimdi, düşmanının bedenini incitmek için kendini Allah'tan, ruhunun başından ayıran kişinin nasıl salim bir zihni olabilir?
«Söyle bana ey insan, düşman kimdir? Kesinlikle bedeniniz, ve sizi öven herkes. Bu nedenle, eğer sıhhatli bir zihne sahipseniz, sizi kötüleyenlerin ellerini öper ve size eziyet edenlere ve vurup duranlara hediyeler verirsiniz; çünkü, ey insan, çünkü, bu hayatta günahlarınızdan dolayı ne kadar kötülenir ve eziyet çekerseniz, Hüküm Günü'nde o kadar az (kötülenip, eziyet çekeceksiniz). Fakat, söyle bana ey insan, eğer veliler ve Allah'ın peygamberleri, masum olmalarına rağmen eziyet çekmiş ve dünya tarafından lekelenmişlerse, ey günahkâr, sana yapılacak olan nedir; ve onlar kendilerine eziyet edenler için dua edip, tüm sabırlarıyla tahammül göstermişlerse, senin ne yapman gerekir, ey Cehennem'e lâyık olan insan? Söyleyin bana ey havarilerim, Şimei'nin Allah'ın kulu Davud Peygamber'e hakaretler edip, taşladığını bilmiyor musunuz? Öyleyken, Şimei'yi seve seve öldürecek olanlara Davud ne dedi?» Sana ne oluyor ki ey Yoab, Şimei'yi öldürmek istiyorsun? Bırak, bana hakaretler etsin o, çünkü bu, o hakaretleri nimete çevirecek olan Allah'ın iradesidir.» Ve, böyle oldu; Allah Davud'un sabrını gördü ve onu kendi oğlu Absalom'un zulmünden kurtardı.
«Kuşkusuz, Allah'ın iradesi olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Bu nedenle, sıkıntıda olduğun zaman, ne kadar çektiğini ve sana eziyet edeni düşünme; fakat, günahların yüzünden Cehennem şeytanlarının elinden ne kadarını almaya lâyık olduğunu düşün. Bu şehre, bizi kabul etmedi ve bize ekmek satmadı diye kızıyorsunuz. Söyleyin bana, bu insanlar sizin köleleriniz midir? Bu şehri onlara siz mi verdiniz? Buğdaylarını siz mi verdiniz, yoksa onu biçmelerine yardım mı ettiniz? Kesinlikle hayır; çünkü siz bu ülkede yabancılarsınız ve yoksul kimselersiniz. Öyleyse, bu söylediğin şey nedir?»
İki havari cevap verdi: «Rab, biz günaha girdik, Allah bize merhamet etsin.»
Ve İsa cevap verdi: «Amin.»